Mustafa bey bana vücudunun bir uzvundaki şiddetli ağrıları sebebiyle geldi. Ağrılar 10 yıldan beri devam etmekteydi ve şu ana kadar çare bulunamamıştı.

Ben problemi dinleyince bunun bir kadına yapılan zulümle alakalı olabileceğini söyledim. Gerçekten de rahatsızlık Mustafa beyin ilk eşinden ayrılmasından hemen sonra başlamıştı.

2 aylık evli iken eşinin, altınlarını babasına verdiğini öğrenmişti. Şiddetli bir kavgadan sonra eşi, babasının evine gitmişti. Mustafa bey, kendi anne babasının da teşviki ile eşini almaya gitmemiş ve boşanmaya karar vermişti. Eşinin evi terk etmesinden bir ay kadar sonra da şiddetli ağrıları başlamıştı.

Mehir kadının hakkı olup dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Dilerse kardeşine veya babasına verebilir. Zekatını vermek da kadının kendisine ait bir vazifedir. Erkek kadının rızası olmadan mehre el koyamaz. Kadın mehrini dilerse kocasına rızasıyla süreli veya veya süresiz olarak kocasına borç verebilir. Geri talep etmeksizin hakkından vazgeçebilir.

Mehir miktarı, yaşanılan ülke şartlarında, kadının en az 3 aylık ihtiyacını karşılayacak kadar olmalıdır. Bu miktar zifaf öncesinde verilmesi gerekli olup farzdır.

Bir de düğün sonrasında gerdek öncesinde konuşulmuş olma şartıyla kadın ikinci bir mehir daha talep edebilir. Bunun miktarı, zamanı, cinsi gibi şartlar söz konusu değildir. Mesela; ilk beş yılda her yıl bir bilezik, umre veya boşanma durumunda 100 gr altın gibi mehirler olabilir.

Ben mehrin söz verildiği gibi verilmemesi, geciktirilmesi, gasbı durumlarında evde parada bereketsizlik ve eşlerin kalplerinde birbirine karşı soğuma ile karşılaşıyorum.

Herhangi bir şey arayın...