Yaşadığımız hastalıkların günahlarımız ile ilişkili olabileceği yazım üzerine birçok okur “Peygamberler ne günah işledi de başlarına bu kadar musibet ve hastalık geldi?1 şeklinde sorular sordu.
Bela, teklife tabi tutma, deneme ve imtihan etme, ihtibar, demektir. Sahabeler en büyük belalarla imtihan edilmiş bu imtihanlarda başarılı olmuşlardır.
İmtihanın büyüklüğü nisbetinde, elde edilecek derecenin büyüyeceği de açıktır. Çünkü en büyük belalara maruz olanlar önce Peygamberler, sonra da fazilette onları takib edenlerdir. Rasulüllah (SAV) bir hadis-i şeriflerinde:
“İnsanlar içinde en ağır imtihana çekilenler Peygamberlerdir. Sonra sırasıyla (rütbeleri) onları takib edenler, sonra onları takip edenlerdir. Kişi dinine göre müptela kılınır (imtihana çekilir) Eğer dininde salabetli ise imtihanı (göreceği bela ve musibet) ağır olur. Eğer dininde gevşek ise o oranda imtihan edilir. Bela o kimseyi devamlı takib eder. Nihayet onu bırakıncaya kadar. Böylece kul, yeryüzünde hatası olmadığı halde yürür.”
Râmûzu’l-Ehâdîs, s. 71
Bu ve benzeri hadisler peygamberlerin ve onlarla beraber o belaları göğüsleyen arkadaşları sahabelerin ne büyük imtihandan geçtiklerini göstermektedir.
Rasulüllah son peygamber ve Kainatın Seyyidi olduğuna göre imtihanı en büyük peygamberdir. Sahabeleri de onunla birlikte çilelere ve bu büyük imtihanda derecelerine göre hisselere sahiptirler.
Belâların en büyüğünün peygamberlere, sonra evliyalara geldiğini haber veren hadis-i şerif, bu büyük ve ağır imtihanı sabır ve rıza ile kazanmakla manen çok yücelere çıkan o mutlu zevatı bizim de örnek almamızı teşvik eder.
Sünnete uymanın bir yönü de musibetler karşısında Allah Resulünün (asm.) gösterdiği sabır ve teslimiyeti bizim de, kendi çapımızda ve elimizden geldiği kadar taklit etmeye çalışmamızdır.