Pandül ya da sarkaç, bir ipe veya zincire bağlı olan, sabit bir noktada tutulduğunda, çeşitli enerjilere göre salınım yaptığına inanılan, radyestezik bir araç olarak tanımlanmaktadır. Zincirin ucundaki pandül; altın, gümüş, pirinç gibi çeşitli madenlerden, ahşaptan, camdan, yarı değerli veya değerli doğal taşlardan yapılır.

Şifa uygulayıcıları, aile hayatından mekânlara, sağlık çalışmalarından karar aşamalarına, atalardan gelen aktarımlardan, bolluk ve berekete varıncaya kadar hayatın her alanında problemleri çözme, dengeye oturtma, istek ve arzulara ulaşma gibi amaçlarla bu sarkaçı kullanmaktadırlar. Sarkacın salınım şekli, yönü ve hızı gibi unsurlar, uygulayıcıların önemsediği bilgilerdir.

Enerji uygulayıcılarının sarkacı kullanma amaçları ile cahiliye Araplarının fal oklarını kullanmaları arasında pek de fark yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de, iki yerde geçen fal oklarının, şeytanın işlerinden biri olarak nitelendirilerek kullanılmaları yasaklanmıştır. (el-Mâide 5/3, 90) 

Cahiliye Arapları; yolculuğa çıkma, savaşa gitme, evlenme, şüpheli çocukların nesebini tayin etme, ticaret yapma, su kuyusu açma hatta kumar oynama gibi kendilerince önemli olan işlere başlamadan önce, torbadan çektikleri  oka göre girişilen işin kendileri için uğurlu veya uğursuz olacağına inanır ve ona göre hareket ederlerdi.

Kur’an’da, Neml suresinde, Hz. Süleyman’ın (as), Belkıs’ın tahtını kimin kendisine getirebileceği sorusu üzerine: “Cinlerden bir ifrit, ‘Sen makâmından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm ve güvenim var.’ dedi.”

Bu ayetten anladığımıza göre cinlerin, eşya taşıyabilecek gücü, yeteneği ve imkânı vardır. Ayet bize bu malzeme taşıma işini, cinlerin kâfir grubu olan, ifrit şeytan takımının yapabileceği konusunda fikir vermektedir. Ben, sarkacı çevirenin de cinni şeytanlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü yapılan iş; boş, malayani, bidat ve şirk unsurlar içermektedir. Elbette ki bunlar, şeytanın istediği ve hoşuna giden işlerdir.

Herhangi bir şey arayın...