Saliha Hanım’la yürüttüğümüz danışmanlık sürecinde, danışanın yaşadığı problemleri ve bu süreçte elde ettiğimiz kazanımları sizlerle paylaşıyorum.

Küçüklüğümden beri sıklıkla hasta oluyorum. Bağışıklığım ve kan değerlerim hep düşüktü, enerjim yoktu. HALSİZLİK GİTTİ – KAN DEĞERLERİM DENGELENİYOR

Mide problemlerim hiç geçmiyordu; ağrılar, yanmalar ve şişkinlik hep vardı. MİDEM ÇOK İYİ. HİÇ AĞRI YAŞAMADIM

Sırt ağrım ve kalbime doğru saplanan şiddetli ağrılar vardı. SIRT AĞRIM KALKTI – KALP BÖLGESİNDEKİ AĞRI YOKTU

Üzerimde büyük bir atalet vardı, planladıklarımı hayata geçiremiyor, sürekli erteliyordum. ZİHNİM BERRAKLAŞTI – DAHA MOTİVE HİSSEDİYORUM

Öfke kontrolüm yoktu, patlamalar yaşıyordum. DAHA SAKİNİM

Eşim sürekli hakaret ediyor, beni yalnız ve yetersiz hissettiriyordu. Bu ilişki beni çok yıpratmıştı. EŞİM DAHA SAKİN – ÖZÜR DİLİYOR – GÖNÜL ALIYOR

Depresyona yatkındım, içsel huzursuzluklarım bitmiyordu. Sabahları ağlama hissi ve yorgunlukla uyanıyordum. DAHA SAKİNİM – AĞLAMA DUYGUSU GİTTİ – YATAKTAN RAHAT KALKIYORUM

Sürekli yorgun, düşkün ve halsiz hissediyordum. DAHA İYİYİM

Kaygılarım ve huzursuzluk halim hiç bitmiyordu. İÇİM DAHA RAHAT

Oruç bana çok zor geliyordu, kazaya kalanları tutamıyordum. ORUÇLAR ARTIK KOLAYLAŞTI

Hayallerimi gerçekleştiremiyor, yapmak istediklerimi bir türlü uygulayamıyordum. ZİHNEN DAHA İYİ HİSSEDİYORUM – PARA KAZANMAYA DAİR MOTİVASYON GELDİ

Bayramlar benim için hep gergin ve huzursuz geçiyordu. BAYRAMLARDA DAHA SAKİNİM

Zihnim karmakarışıktı, karar veremiyor, odaklanamıyordum. ZİHNİM BERRAKLAŞTI

AÇIKLAMA

İlk dönem İslam büyükleri kendi başlarına gelen belaları sık sık nefis muhasebesine vesile kılmışlar ve “acaba hangi hatamdan dolayı bu musibete uğradım?” diyerek tevbe ve nedamete yönelmişlerdir.

Mesela adalet timsali meşhur kadı Şureyh (r.a.), elinde bir yara çıkınca “Bu, ellerimizin kazandığı (günahlar) yüzündendir; Allah çoğunu da affeder” ayetini okuyarak kendini muhasebeye çekmiştir.

Tabiîn alimlerinden İbn Sîrîn (rahimehullah) bir iflas ve borç yükü içinde dertlendiğinde, “Bu yaşadığım keder, 40 yıl önce işlediğim bir günah yüzündendir” diyerek geçmiş hatasını hatırlamıştır.

Sahabeden İmrân bin Husayn hastalandığında dostları üzüldüklerini söyleyince, “Bunda üzülmeyin, gördüğünüz bu hal benim işlemiş olduğum bir günahtandır” diyecek kadar hassas davranmıştır.

Ehli hikmetten bir zat da, “Eziyete uğradığın zamanlar, (daha önce) günah işlediğin zamanları silip süpürür (günahına kefaret olur)” diyerek sabr-ı cemilin böyle bir neticesine işaret etmiştir.

Bu tutumlar, salih müminlerin başlarına gelen sıkıntılarda hemen kendilerini sorgulayarak tevbe istiğfar yoluna gittiklerini gösterir. Mü’min, musibet anında daima nefsine dönüp pay çıkarır; bu, onun için arınma vesilesidir.

Bedende ortaya çıkan hastalık ve ruhsal darlıklar, ailede yaşanan huzursuzluklar ve ekonomik hayatta tekrar eden bereketsizlik ve başarısızlıklar; bir günahın, bir hakkın veya bir ihmalin sonucu olabilir.

Sadaka, tevbe ve istiğfar, Allah’ın izniyle zinciri kıran, tıkanmış kapıları açan en tesirli manevi bir ilaçtır. Çünkü allah Resulü şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona

*Her darlıktan bir çıkış,

*Her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve

*Ona beklemediği yerden rızık verir.”

Ebû Dâvûd, Vitir 26

Herhangi bir şey arayın...