“İçime sinmedi ama almış bulunduk.” Bana bu söz genelde kredi ile ev, araba vs alanlar söyler.

Ne zaman faizle alakalı bir yazı yazsam veya video çeksem hemen sorulara gelmeye başlar. Ev kredisi caiz mi, finans helal mi, Avrupa’da kredisiz ev alamıyoruz ne yapalım, promosyon helal mi ? vs.

 

Aslında bu sorular soranın cevabını bildiği ama uygulamanın nefsine ağır geldiği amellerdir.  

 

Bu sorular belki yüzlerce hoca tarafından cevaplandı. Kişi zaten bu krediyi çekmeyi kafasına koymuş ama içine de sinmiyor. Bize de sadece gönlünü soğutmak için soruluyor ekseriyetle.

 

Millet ev, mal mülk sahibi olacak ama ahirette beraberce  hesap vereceğiz.

 

Benim sayfam bir fıkıh sayfası değil ve bu tür sorulara danışanlarımda bile cevap vermemeye dikkat ediyorum.

 

Ben günahların zararını anlatıp bir daha geri dönmeyi düşünmeyenlere yol göstermeye çalışan bir içerik çalışması sunuyorum.

 

Bu tür konularda günahı kime karşı işlediğimiz ve kime hesap vereceğimize bakmak daha yerinde olur düşüncesindeyim.

 

Sahabeden VAbısa (ra) Hz. Peygamberimiz (asm) Efendimizin kendisine şöyle dediğini naklediyor:

“Geldin bana iyi (birr) ve kötü (ism) nedir, diye soruyorsun.”

 “Evet.” dedim. Parmaklarını birleştirip göğsüme art arda dokunarak şöyle buyurdu:

Ey Vabısa, kalbine sor, nefsine sor; iyi (dince makbul olan), nefsin tatmin olduğu, huzur bulduğu davranıştır, kötü (günah) ise nefsi huzursuz eden ve göğüste (kalpte) tereddüde sebep olandır; insanlar sana fetva verseler de sana fetva verseler de!” 

(Ahmed, Müsned, 17545)

 

Hasılı kulların ne dediği değil Allah’ın ne diyeceği daha önemli.

Herhangi bir şey arayın...