Evliliklerinde problem yaşayan ve ayrılma aşamasında iken danışmanlık için bana başvuran çiftteki hanımefendi, yaptığı istiare sonucu ayrılma kararı almış. Bana bu karar yıllar önce okuduğum şu anekdotu hatırlattı:
Mehmet Zahid Kotku Hoca efendinin dostu Cevad hocanın, evlilik çağına gelmiş bir kızı varmış. Kızcağızın bir talibi çıkmış. Cevad hoca istihareye yatmış ve rüyada biraz ters çıkan bir sonuç görünce, versek mi vermesek mi? diye tereddüte düşmüş.
Mehmet Zahid Efendi birgün kızcağıza, N’oldu sizin mesele, diye sormuş. Kız da olanı biteni anlatmış. Babam istiharede neticeyi pek iyi görmemiş, onun için tereddüt içinde!.. deyince, Hoca Efendi:
Babana selam söyle kızım, demiş. Bu zamanda istihareye gönül bağlamak yanlıştır!.. İstihareden doğrudan doğruya yakın bir netice çıkarabilmek için, istihareye yatanın boğazından -en az kırk gün- haram lokma girmemesi lazım! Ama şimdi öyle lokmanın gitmediği boğaz yok! Onun için, selam söyle babana! Bu zamanda istihareye değil istişareye başvursun!.. demiş.
Ben buna benzer örnekleri zaman zaman görüyorum. Bugün rüyalarına şeytanın tesir etmediği kişi neredeyse yok gibi. Çünkü gıdalar haram katkılarla dolu, mülklere faiz bulaşmış, alışverişler kredi kartı ile kirli, gözler haramda, düşüncelerde binbir türlü şirk vs. Hasılı tam bir şeytan çağında yaşıyoruz.
Bu sebeple salim düşünceli salih insanlarla istişare esas olmalı. Çünkü Allah Resulü (sav) şöyle buyuruyor: “Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” Tirmizi, Tefsiru'l-Kur'an, 16
Yayınlanma: 03.09.2025 13:32
Yazar: Yılmaz Özbek
400 görüntülenme